‘Eski Rektör’ Kamil Dilek’e açık mektup – Ömer Gül

Sayın Kamil Dilek bu mektubu sizin yerinize seçimlerde 2. Olan Yusuf Ulcay’ın Rektörlüğe atandığı günün ertesinde yazıyorum. Mektuba Sayın Rektörüm Kamil Dilek diye başlamak isterdim ancak siz hiçbir zaman bizim Rektörümüz olmadınız. Beni bu mektubu yazmaya kamuoyuna gönderdiğiniz veda mesajı itti. Veda mesajınızı basında “devletime çok kırgınım” başlığıyla gördüm. Açıkçası seçimlerde 1.seçilip Rektör atanmamanıza üzülmedim. Veda mesajınızın basına yansıyan başlığı ve hikayeniz kuşkusuz sizin açınızdan ‘trajik’ olabilir ama ben kesinlikle üzülmüyorum.

Siz beni çok iyi tanıyorsunuz ben de sizi çok iyi tanıyorum. Uludağ Üniversitesi’nde hala süren 4 yıllık öğrenciliğim sırasında çok defa sizinle karşı karşıya geldik. Bana ismimle hitap edecek kadar samimi olduk sizinle. Ama yerinize atanan Yusuf Alcay’ın arkasındaki Üniversitede Birlik Platformu’nun iddia ettiği gibi sizin bizi desteklemenizden dolayı değil sizin bizim tam karşımızda olmanızla ilgiliydi bu.

Hakkınızda YÖK’e ‘iftira’ mektupları yazan Üniversitede Birlik Platformu ve çeşitli AKP’li grupların iddia ettiğinin aksine Rektörlüğünüz sırasında üniversitede rahatça düşündüklerimizi ifade edemedik. Bir dönemde hakkımda verilen 3 uzaklaştırma cezasının altında sizin imzanız vardı. Yine platformun iddia ettiğinin aksine İslamcı grupların üniversitede yaptıkları hiçbir etkinliğe soruşturma açılmadı. İHH gibi cihatçı örgütlerle ilişkisi defalarca kanıtlanmış grupların üniversitede para toplamasını biz engelledik siz değil. Çünkü fakültelerimizde yasadışı bir şekilde toplanan her kuruş Suriye’de Irak’ta kadın, çocuk, yaşlı demeden her inançtan ve her ulustan insanları katleden IŞİD ve El Nusra gibi örgütlere gidecekti. Bizim bu duruma müdahale etmemizden kısa bir süre sonra durdurulan İHH tırlarından silahların çıktığını artık cümle alem biliyor. Siz buna göz yumdunuz ama biz üniversiteli öğrenciler buna göz yummadık. Yine üniversitede attığımız adıma bile açılan soruşturmalar sizin bilginizle açıldı. Ancak üniversite kütüphanesinin önünde bir arkadaşımızı bıçaklayıp ağır yaralayan saldırgan hakkında bir günlük bir ceza bile vermediniz. Hatta bu saldırganı üniversitenin resmi etkinliklerinde konuşturarak ödüllendirdiniz. Rektörlüğünüz sırasında öğrencilere yönelik defalarca saldırılar oldu bu saldırılarla ilgili hiçbir şey bir açıklama bile yapmadınız. Biz öğrencilerin bütün haklı taleplerini görmezden geldiniz.

Rektörlüğünüz sırasında AKP’li Büyükşehir Belediyesi, AKP’li bakanlar, milletvekilleri ve her türden sermaye grubuyla çok sıcak ilişkiler geliştirdiniz. Onların her isteğini yerine getirdiniz. Biz öğrencilerin 2.öğretimler için de yemek talebimizi önce “yapacağız” diye söz verip daha sonra bütçe yok diye geri çevirirken sermaye gruplarına 10 milyonluk bütçe açtınız. Üniversitenin asli unsurlarının biz üniversiteliler olduğunu unutup sırtınızı bu güçlü insanlara dayadınız. Şimdi sizi kelimenin tam anlamıyla ‘harcayan’ bu güçlü insanlar ve AKP’ye her türlü hizmeti sunmakta kusur etmediniz. ODTÜ Rektörü gibi öğrencilerinin yanında durup üniversiteye polisi sokmayan bir tavır yerine üniversiteyi her fırsatta polis işgaline açtınız. Akademik ve bilimsel özgürlüğü hiçe saydınız. Bir bilim insanının yapmaması gereken her şeyi yaptınız.

Sizin durumunuzu en iyi platformun YÖK’e yazdığı mektuptaki bir ibare anlatıyor: “Üniversitede davul bizim elimizdeyken tokmak başkalarının eline verilmiş durumdadır.” Evet siz hizmet ettiğiniz insanlar için ne yazık ki ‘başkasının elindeki tokmak’ olarak görülmektesiniz. Ancak bence şikayet etmeye hakkınız yok. Çünkü bu işlerin böyle yürüdüğünü bilmeniz gerekirdi. Bu yüzden bugün sadece trajik bir sitem edebiliyorsunuz, isyan edemiyorsunuz. Bugün İstanbul Üniversitesi’nde de benzer bir durum yaşanıyor. Seçimlerde birinci olan ve halkçı bir aday olan Raşit Tükel, akademinin iradesi hiçe sayılarak Rektör yapılmıyor. Ama orada öğrencisinden, akademisyenine binlerce insan Raşit Tükel için eylemler yapabiliyor deyim yerindeyse ‘isyan’ edebiliyor. Siz de o güçlü amcaların yerine bizim yanımızda dursaydınız emin olun biz de sizin için isyan eder bizim irademiz olan Rektörümüzü ‘yedirmezdik’ Ama siz bunu seçmediniz. Dolayısıyla kimse sizin için sesini çıkarmayacak. Giderken şunu bilin ki biz öğrenciler sizi hiç özlemeyeceğiz. Sizin yerinize gelen AKP’li Rektörle de özgürlüklerimiz ve haklarımız için sonuna kadar mücadele edeceğiz.

Ömer Gül

Uludağ’da rektör sandıktan mağlup çıkan oldu