Erdoğan emretti, yandaş gazeteler görev çıkardı

İktidarın halklara yönelik başlattığı savaşa karşı bildiri yayınlayan Barış İçin Akademisyenler Grubu’nu hedef alan Tayyip Erdoğan’ın ardından yandaşlar boş durmadı. Bursa’da AKP yandaşlığıyla bilinen Bursa Şehir Gazetesi’de Uludağ Üniversitesi akademisyenlerini bildiriye verdikleri destek gerekçesiyle hedef gösterdi.

Tayyip Erdoğan’ın Barış İçin Akademisyenler’i hedef gösteren açıklamalarının sonrasında Rektörlükler ve Savcılıkların başlattıkları soruşturmaların yanı sıra yandaş medya da akademisyenlere yönelik linç kampanyasına başladı. Dünyaca ünlü akademisyenlerin de imzacısı olduğu metinden rahatsızlık duyan Tayyip Erdoğan’ın kurumları göreve çağırmasının ardından YÖK, “Teröre destek veren bildiri ile ilgili olarak hukuk çerçevesinde gereği yapılacak” şeklinde yaptığı açıklamasıyla Rektörlükler akademisyenler hakkında idari soruşturmalar başlattı.

Hacettepe, Bartın, Samsun On Dokuz Mayıs Üniversiteleri’nde öğretim görevlileri hakkında Rektörlük soruşturma başlatırken, Yalova Üniversitesi ve Abdullah Gül Üniversitesi’nde hem Rektörlük hem de Savcılık soruşturması açıldı.

Savcılık, Rektörlük yetmedi, yandaşlar lince başladı

Bursa’dan imza metnine destek veren Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Şule Akköse Aydın ve Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr . Gökhan Yavuz Demir’de,  yandaş gazete Bursa Şehir Gazetesi tarafından hedef alındı. Kendisinde bilime yön verme yetkisi varmış gibi, iki öğretim üyesini “Atomu parçalayın dedik, Türkiye’yi parçalıyorlar” başlığıyla manşetine taşıyan gazete, akademisyenlerin hangi konularda çalışma yapabileceklerini kendisine gündem edindi.

Haziran seçimleri sonrasında AKP’nin ülke halklarına karşı yürüttüğü katliam politikalarına karşı bir araya gelen hem yurt içinden hem de yurt dışından akademisyenlerin oluşturduğu Barış İçin Akademisyenler Grubu geçtiğimiz günlerde imza metinlerini basınla paylaşmıştı. “Bu ülkenin akademisyen ve araştırmacıları olarak bu suça ortak olmayacağız!” başlığıyla yaptıkları açıklamanın tamamı şöyle:

“Bu ülkenin akademisyen ve araştırmacıları olarak bu suça ortak olmayacağız!

Türkiye Cumhuriyeti; vatandaşlarını Sur’da, Silvan’da, Nusaybin’de, Cizre’de, Silopi’de ve daha pek çok yerde haftalarca süren sokağa çıkma yasakları altında fiilen açlığa ve susuzluğa mahkûm etmekte, yerleşim yerlerine ancak bir savaşta kullanılacak ağır silahlarla saldırarak, yaşam hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı başta olmak üere anayasa ve taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ile koruma altına alınmış olan hemen tüm hak ve özgürlükleri ihlal etmektedir.

Bu kasıtlı ve planlı kıyım Türkiye’nin kendi hukukunun ve  Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası antlaşmaların, uluslararası teamül hukukunun ve uluslararası hukukun emredici kurallarının da ağır bir ihlali niteliğindedir.

Devletin başta Kürt halkı olmak üzere tüm bölge halklarına karşı gerçekleştirdiği katliam ve uyguladığı bilinçli sürgün politikasından derhal vazgeçmesini, sokağa çıkma yasaklarının kaldırılmasını, gerçekleşen insan hakları ihlallerinin sorumlularının tespit edilerek cezalandırılmasını, yasağın uygulandığı yerde yaşayan vatandaşların uğradığı maddi ve manevi zararların tespit edilerek tazmin edilmesini, bu amaçla ulusal ve uluslararası bağımsız gözlemcilerin yıkım bölgelerinde giriş, gözlem ve raporlama yapmasına izin verilmesini talep ediyoruz.

Müzakere koşullarının hazırlanmasını ve kalıcı bir barış için çözüm yollarının kurulmasını, hükümetin Kürt siyasi iradesinin taleplerini içeren bir yol haritasını oluşturmasını talep ediyoruz. Müzakere görüşmelerinde toplumun geniş kesimlerinden bağımsız gözlemcilerin bulunmasını talep ediyor ve bu gözlemciler arasında gönüllü olarak yer almak istediğimizi beyan ediyoruz. Siyasi iktidarın muhalefeti bastırmaya yönelik tüm yaptırımlarına karşı çıkıyoruz.

Devletin vatandaşlarına uyguladığı şiddete hemen şimdi son vermesini talep ediyor, bu ülkenin akademisyen ve araştırmacıları olarak sessiz kalıp bu katliamın suç ortağı olmayacağımızı beyan ediyor, bu talebimiz yerine gelene kadar siyasi partiler, meclis ve uluslararası kamuoyu nezdinde temaslarımızı durmaksızın sürdüreceğimizi taahhüt ediyoruz.”

BursaMuhalif.com